Pazarlamaya “old school” yaklaşımlar
Popüler yazında “yeni trendleri” yazmayı çok seviyoruz. Yeni teknolojiler, yeni iş modelleri hepimizin takip ettiği konular. Fakat dilimiz değişim derken aklımız hala geçmişte kalmış olabilir mi?
Konuşurken ve yazarken yabancı kelimeler kullanmak benim de kulağımı tırmalıyor. Bu yazıda hem merak uyandırmak hem de çok yönlü anlamını sizlerle paylaşmak için başlığımda bu iki kelimeyi kullandım.
“Old school” eski moda, geleneksel ve nostaljik olarak kabul edilen şeyleri ifade eden bir terim. Genellikle müzik, moda, kültür ve sanat gibi alanlarda iz bırakan akımları unutmamak, dönemlerine özgü özellikleri yaşatmak anlamında kullanıyor. Özellikle günümüzdeki ana akım kültür ve modadan ayrılmak ve farklılaşmak isteyenler için old school, özgün ve otantik bir yaşam tarzı olarak da görülüyor.
Bu yönüyle old school kavramı pazarlama açısında bir farklılaşma stratejisi olabilir. Dönem dönem giyim, beyaz eşya hatta otomotiv sektöründe bu stratejinin uygulandığını görüyoruz. Yazımın başlığı “Pazarlamada old school yaklaşımlar” olmadığı için kavramın bu yönünü burada noktalıyorum.
Gelelim “Pazarlamaya old school yaklaşımlara”
Yukarıda saydığımız olumlu ifadeler konu strateji ve rekabete geldiği zaman maalesef olumsuz bir davranışa dönüşüyor. Alışkanlıklara bağlı kalmak, zamanın ve çevrenin değişimine ayak uyduramamak şirketlerin sonunu getiriyor. Yeni trendleri ve moda kavramları takip etmek ve konuşmak güzel. Peki ya uygulamak?
Fakat uygulamada daha çok pazarlamanın iletişim fonksiyonunun kullanıldığını görürüz. Pazar, müşteri ve ürünler hakkında geleneksel yöntemlerle alınan kararların pazarlanması istenir. Bu yönüyle pazarlama ekibinin şirket içi bir ajans gibi değerlendirilmesi “old school” yaklaşıma güzel bir örnektir.
Oysa bilim bize pazar, rekabet, pestle gibi analizleri yapmamızı söyler. Analizlerin değerlendirildiği ve ortak kararın uygulandığı bir strateji işletmeleri başarıya götürecektir.
Ekonomimizin lokomotifi olan KOBİ’lerimizin büyük bir çoğunluğunda henüz bir pazarlama departmanı bulunmuyor. Bir önceki kuşaktan öğrenilen alışkanlıklar devam ediyor. Kaliteli ve ucuza üretirsem satarım anlayışıyla daha çok çalışılıyor fakat daha az kazanılıyor.
İşletmelerimizin karlılığını kaybetmeden büyüyebilmeleri ve faaliyet gösterdikleri pazarlarda güçlü bir oyuncu olabilmeleri için pazarlama bilimine önem vermeleri gerekiyor. Pazarlamanın tanıtım ve iletişim fonksiyonları yanında strateji ve büyüme fonksiyonlarını da kullanmaları gerekiyor.
Pazarlamaya gereken önemi vermek insana yatırımla başlar. Bunun için önellikle bu alanda bilgi ve tecrübe sahibi profesyoneller ile çalışmak veya dışarıdan danışmanlık almak atılacak ilk adımlardır.
Bunları bilip, yapıyormuş gibi yapmak pazarlamaya old school yaklaşmaktır.