Büyüme mi Kalkınma mı?

Hangisi daha önemli? Şirketlerin büyümesi bilinir fakat kalkınması çok konuşulmaz. Bunun yerine kurumsallaşma ve markalaşma gibi kavramlar kullanılır. Kalkınma bu kavramları da içine alan daha geniş bir bakış açısıdır.

Başlıktaki soruya pek çoğumuz “tabii ki büyüme” yanıtını verecektir. Çünkü büyümek daha çok üretmek, daha çok satmak, daha fazla müşteri kazanmak demektir. Büyümek işlerin yolunda gittiğinin bir göstergesidir.

Fakat gerçek böyle midir?

Ekonomide bir kavram var: Orta gelir tuzağı. Bir ülke, kişi başı gelirini belli bir noktaya kadar hızlıca artırabilir. Ama bir noktadan sonra durur. Yatay seyir başlar. Ekonomistler bu noktaya orta gelir tuzağı diyorlar.

Örnek verecek olursak bir ülke kişi başı gelirini 3.000 dolardan 10.000 dolara 5 yıl içinde çıkarabilir. Bunu ucuz iş gücüyle daha fazla mal üreterek, işlenmemiş doğal kaynaklarını ve tarımsal üretimini satarak yapabilir.

Fakat ülke burada takılır. Kişi başı geliri 10.000 dolardan 30.000 dolara çıkaramaz. Bunun için kalkınma gerekir.

Üretim kapasitenizi artırırsınız ama eğitim sisteminiz yerinde sayıyorsa, hukuk sisteminiz güven vermiyorsa, bilim ve sanata gerekli yatırım yapılmıyorsa orta gelir tuzağından çıkmanız imkansızdır.

Peki bu sadece ülkeler için mi geçerli? Hayır. Aynı tuzak şirketler için de geçerli. Özellikle KOBİ'ler için.

Birçok şirket, ilk yıllarında hızla büyür. Ciro artar, müşteri sayısı artar, yeni pazarlar bulunur. Ama bir noktada bu büyüme yavaşlar. Daha çok çalışıp daha az kazanç elde etmeye başlar. Çünkü aynı üretimle, aynı yöntemle, aynı kafa yapısıyla daha fazla büyümek mümkün değildir.

İşte burası da şirketlerin orta gelir tuzağıdır. Buradan çıkmak için kalkınma yatırımları gerekir.

Kalkınma yatırımlarını devlet metaforu ile aktarmaya çalışacağım;

Devlette hukuk ve adalet sistemi, şirkette kurumsallaşma ve şeffaf yönetim Devlette bilim ve sanat, şirkette Ar-ge ve İnovasyon kültürü Devlette uluslararası saygınlık, şirkette markalaşma ve kurumsal imaj Devlette çevre ve sağlık sistemi, şirkette sürdürülebilirlik çalışmaları Devlette eğitim sistemi, şirkette insan ve kültür yatırımları Devlette teknoloji ve altyapı, şirkette dijital dönüşüm çalışmaları

Tüm bunlar birer kalkınma yatırımıdır. Kalkınma yatırımları uzun vadeli yatırımlardır. Sonuçları hemen görünmez. Bu yüzden bu yatırımlar büyüme sürecinde, işler yolundayken yapılmalıdır. Orta gelir tuzağına düştükten sonra bu yatırımları yapmak daha maliyetli olur.

O zaman şirketlerimize soralım: Büyüme kadar kalkınmayla da ilgileniyor musunuz?
Bu içerik kobitek.com’da yayınlanmıştır.